Faydalı Bilgiler

Bal hakkında faydalı bilgiler

Arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınan nektarın enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan faydalı besindir.

Herhangi bir işlem görmemiş doğal ballarda halk arasında şekerlenme diye bilinen aslında balın kristalize olma durumu her doğal balda belli bir zaman sonra olması gereken bir durumdur.

Herhangi bir işlem görmüş içerisinde glikoz gibi sahte bal yapımında kullanılan materyaller bulunduran ballar ise şekerlenmez. Halk arasında Şekerlenme olarak bilinen durum balın polen tarafından tetiklenerek kristalize olma durumudur .
Balın rengi ve kıvamı ise arının çiçeklerden topladığı nektara yörenin bitki örtüsü, iklimi ve arı ırkına göre değişiklik gösterir.

Bal, özellikle uyku veya sportif faaliyet anında vücudun şeker metabolizmasını en iyi şekilde düzenleme becerisiyle öne çıkıyor. ABD, Sacramento’da düzenlenen İnsan Sağlığı ve Bal Uluslararası Sempozyumu’na bir dizi araştırma raporu sunan tıp uzmanları, balın kan basıncı üzerindeki olumlu etkilerine değinen bulgulara dikkat çektiler.

 

Strese son: Yaşam kaliteni arttır

Gün boyunca mutlu ve stresten uzak olabilmek için belli besin değerlerini almak durumundayız. Balın içerdiği besin değerleri tam da bu ihtiyaçlarımız için.

 

Yüksek enerji: Daha yüksek!

Daha iyi beslenmemize yardımcı olan bal, daima enerjimizi yüksek tutar ve bu da gün boyunca karşılaşacağımız fiziki ve psikolojik sorunlarla daha rahat baş edebilmemizi beraberinde getirir.

Amatör ya da profesyonel. Bal, tüm sporcuların 1 numaralı destekçisidir. İçerdiği yüksek karbonhidrat miktarıyla spor yapanlar için adeta enerji deposu olan bal, bir yemek kaşığında 64 kalorilik enerji içerir; kaslara yeterli yakıtı sağlar.

Dahası;

  • Egzersiz öncesi alınan bal, sindirim için en verimli karbonhidrat kaynaklarından biridir.
  • Balın, kan şekerine diğer karbonhidrat kaynaklarına nazaran daha ılımlı etkisi olduğu gözlenmiştir.
  • Ağır egzersizlerden sonra bal kullanımı, yorgun kasların daha hızlı ve daha fazla kendini toparlamasına yardımcı olur.

Asırlardır tecrübe edilmiş, faydaları bilinen, çiçeklerin bin bir tat ve kokusunu bizlere sunan tüm bal türleri; günlük bakımına özen gösteren, doğal yaşamı tercih eden herkesin gözdesi! Cilt üzerindeki olumlu etkilerinden dolayı günümüzde pek çok kozmetik ürünün içeriğine girmiş olan bal, aynı zamanda vücut yaralarında, yanıklarda, ağız ve boğaz mukozası üzerindeki rahatlatıcı etkisi nedeniyle de yaşamımızda önemli bir yer tutuyor.

Yapılan çalışmalar, balda bulunan şekerin ağız mikroflorası tarafından laktik aside dönüşmediğini göstermektedir. Bu nedenle şekerli bir gıda olmasına rağmen bal diş çürüklerine yol açmaz, aksine antibakteriyel etkisi sayesinde ağız içi hijyenine yardımcı olur.

“Güzelliğin doğal iksiri” olarak nitelendirebileceğimiz bal; cilt, el ve saç; ağız ve diş bakımı için oldukça önemli.

Dış görünümünü önemseyen kadınlar da balı unutmamalı: Evde hazırlayabileceğiniz bal katkılı kolay maskelerle cilt, el ve saçlarınıza bakım uygulayarak, genç görünümünüzü uzun süreli koruyabilirsiniz!

Pekmez hakkında faydalı bilgiler

Pekmez, glikoz ve fruktoz içerdiğinden, sindirime gerek kalmadan tüketildikten kısa bir süre sonra kana karışmaktadır. İçeriğindeki kalsiyum, potasyum, magnezyum, krom, demir ve B (B1,B2,B3) vitaminleri nedeniyle yüksek düzeyde vitamin ve mineral kaynağıdır. Bir yemek kaşığı (10 gram) pekmez, ortalama 15 kaloridir ve yaklaşık 1 mg demir, 40 mg kalsiyum minerali içermektedir. Yüz gram pekmez, yaklaşık 293 kalorilik enerji sağlamaktadır. Yüksek enerji içeren pekmez özellikle çocuklar, sporcular, gebe ve emziren anneler için önemli bir besin kaynağıdır. Vücutta kan hücrelerinin (alyuvarların) oluşumunu sağlayan pekmez demir yönünden zengin olduğu için kansızlığa iyi gelmektedir. Vücut direncini ve bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği sayesinde hastalıklara karşı koruyucu özelliği bulunmaktadır. Süt tüketemeyen, (laktoz intoleransı ve süt proteinine karşı alerji) kişiler için iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Kanı temizleme özelliği sayesinde damarların tıkanmasını önlemekte ve damar sertliğinin oluşmasına engel olmaktadır.

Zengin besin içeriği olan pekmezi yetişkinlerin günde 1-2 yemek kaşığı, çocukların ise 1-2 tatlı kaşığı tüketmesi, diyabetlilerin tek başına pekmez tüketiminden kaçınması, her gün olmamak şartıyla 1 tatlı kaşığından fazla pekmez tüketmemeleri gerekmektedir.

Marketten alınan pekmez, açıldıktan sonra buzdolabında saklanmalıdır. Geleneksel olarak evde yapılan pekmez ise oda ısısında ve güneş ışığı almayan bir yerde muhafaza edilmelidir. Pekmez donarsa bain marie usulü ile 70 santigrat dereceyi geçmeden çözdürülmelidir. Pekmez yüksek ısıya maruz bırakılmamalıdır. Aşırı kaynatılarak yapılan pekmezde oluşacak HMF (hidroksi metil furfural) kanser tehdidi oluşturabilir. Bunun için güvenli yerlerden ve markalardan pekmez almak gerekmektedir. Pekmezin aşırı tüketimi ise sindirim sisteminde şişkinlik, ishal gibi sorunlar oluşturabilir. Pekmez yüksek miktarda kalori içerdiğinden fazla tüketimi kilo alımına ve vücutta yağlanmaya sebep olabilmektedir. Bebeklere ek besinlere geçiş aşamasında verilen pekmez yoğurtla değil meyvelerle karıştırarak verilmelidir. Bu şekilde biyoyararlılığı (demir emilimi) daha yüksek olacaktır.

Zeytinyağı hakkında faydalı bilgiler

Zeytinyağının temelini oluşturduğu Akdeniz beslenme tarzı pek çok sebze, meyve, tahıl, balık, et ve süt ürünlerini barındırır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Akdeniz beslenme tarzını benimsemiş kişiler daha uzun ve sağlıklı yaşayabiliyor. Ayrıca kalp ve damar hastalıkları, diyabet, tansiyon, kolesterol gibi rahatsızlıkların riski daha aza indirgeniyor.

Zeytinyağının rengi sezon boyunca değişir, taze zeytinyağının rengi koyu yeşil renktedir. Bunun nedeni klorofildir. Zamanla klorofiller yok olmaya başlar ve yağın rengi sarıya doğru döner.

Zeytinyağı asitlik derecesi, 100 g zeytinyağında bulunan doymamış yağ asitlerinin en önemlisi olan “oleik asit” miktarının yüzde olarak belirlenmesidir. Yani zeytinyağının asit oranı %0,6 ise, yağın 100 gramında 0,6 gram oleik asit bulunduğu anlaşılır. Zeytinyağı asit oranına göre 3’e ayrılır. Oleik asit değeri %0,8 altında ise natürel sızma, %2 nin altında ise natürel birinci ve %3,5 altında ise natürel ikinci olarak adlandırılmaktadır. Tartışmasız en lezzetli ve yararlı zeytinyağı natürel sızma olandır. Bunun dışında asit oranı zeytinyağının kalitesini etkilemez.

Organik sızma zeytinyağı kan basıncını düşüren oleik asit, E vitamini, karotenoidler ve oleuropein gibi birçok antioksidanları yüksek oranda içermektedir. Ayrıca organik sızma zeytinyağının göğüs, prostat, endometriyum ve sindirim sistemi gibi çeşitli kanserlere karşı koruyucu bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Gün de 1 kaşık zeytinyağı tüketmek sağlığınız için çok yararlı olacaktır. Kendinize taze sebze ve meyvelerden hazırladığınız smoothie içine zeytinyağı ekleyerek fantastik içecekler hazırlayabilirsiniz.

Organik sızma zeytinyağı, üretimi sırasında herhangi bir kimyasal madde kullanılmadığı için, taze, enfes ve temiz bir tadı vardır. Bir yıl bekleyen zeytinyağı yemek pişirmede kullanılması daha uygunken, taze zeytinyağı salata sosları ve diğer soğuk kullanımlar için daha uygundur.

Zeytinyağında bulunan polifenolik bileşikler vücuttaki oksidatif stresin azalmasına yardımcı olur. Bu güçlü antioksidanlar vücuttaki yaşlanmaya sebep olan serbest radikalleri bulur ve etkisiz hale getirir. Cildin derinliklerine nüfuz edebilen zeytinyağı cilt hücrelerinin katmanlarına en ihtiyaç duydukları A ve E vitaminlerini gibi önemli besinleri sağlar. Düzenli kullanımda kendinizi daha hafif hissetmenizi ve cildinizin daha sağlıklı gözükmesine yardımcı olur.